INTRODUCTION: Acute ankle inversion injury (AAII) is one of the most common injuries seen in emergency departments (EDs). Although MRI is valuable for diagnosis, its use in the ED is often limited by time, cost, and patient comfort. Moreover, severe post-traumatic symptoms can raise concern for misdiagnosis and prompt unnecessary MRI requests. Therefore, the true necessity of early MRI after AAII has increasingly been questioned.
METHODS: A total of 464 patients were included in the study. Group A consisted of 319 patients who underwent MRI during their initial evaluation after trauma, while Group B included 145 patients who received MRI during follow-up based on clinical suspicion. Grade 2 and Grade 3 ligament injuries, osteochondral injuries, tendon injuries, and non-displaced fractures were considered clinically significant pathologies. The proportion of clinically significant findings was compared between the two groups.
RESULTS: MRI revealed pathologies that could lead to functional impairment in 79.3% of Group A and 96.5% of Group B (p<0.001). Ligament injury was present in 48.4%, most commonly ATFL tears (42%). Bone and osteochondral lesions were found in 47.6% of patients. All Grade 3 lesions were located in the talus and associated with sports-related trauma (p<0.001). Bone-cartilage lesions were found in 56.5% of sports injuries vs. 46.1% of non-sports injuries (p=0.109).
DISCUSSION AND CONCLUSION: MRI performed after initial symptom improvement yields greater diagnostic accuracy and reduces unnecessary ED imaging. MRI should be selectively reserved for cases with persistent clinical suspicion on physical examination or when results may alter management.
Keywords: Acute ankle distortion, ankle fractures, ankle sprain, anterior talofibular ligament, magnetic resonance imaging, osteochondral injuries
GİRİŞ ve AMAÇ: Akut ayak bileği inversiyon yaralanması (AAİY), acil servislerde görülen en yaygın kas-iskelet sistemi yaralanmalarından biridir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), tanıda değerli olmakla birlikte, acil servislerde kullanımı sıklıkla zaman, maliyet ve hasta konforu gibi nedenlerle sınırlıdır. Ayrıca travma sonrası şiddetli semptomlar yanlış tanı endişesine yol açarak gereksiz MRG istemlerine neden olabildiğinden, AAİY sonrasında erken dönemde MRG yapılmasının gerçek gerekliliği giderek daha fazla sorgulanmaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya toplam 464 hasta dahil edildi. Grup A, travma sonrası ilk değerlendirmede MRG çekilen 319 hastadan; Grup B ise klinik şüphe üzerine kontrollerde MRG çekilen 145 hastadan oluştu. Grade 2 ve Grade 3 ligament, osteokondral ve tendon yaralanmaları ile nondeplase kırıklar, fonksiyonel kayba neden olabilen patolojiler olarak kabul edildi. Her iki grupta bu anlamlı patolojilerin tespit oranları karşılaştırıldı.
BULGULAR: MRG, Grup A’da %79,3 ve Grup B’de %96,5 oranında fonksiyonel bozukluğa yol açabilecek patolojiler saptadı (p < 0,001). Hastaların %48,4’ünde bağ yaralanması vardı ve en sık görülen bağ yaralanması ATFL yırtığıydı (%42). Kemik ve osteokondral lezyonlar hastaların %47,6’sında saptandı. Tüm Grade 3 osteokondral lezyonlar talusta yer almakta olup sporla ilişkili travmalarla ilişkiliydi (p < 0,001). Kemik-kıkırdak lezyonları spor yaralanmalarının %56,5’inde, spor dışı yaralanmaların ise %46,1’inde görüldü (p = 0,109).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bulgular, semptomların başlangıçtaki iyileşmesinden sonra yapılan MRG’nin daha yüksek tanısal doğruluk sağladığını ve acil serviste gereksiz görüntülemeyi azalttığını göstermektedir. Fizik muayene değerlendirmede temel unsur olmaya devam etmektedir ve MRG, yalnızca klinik şüphenin devam ettiği veya sonucun tedavi yaklaşımını değiştirebileceği durumlarda seçici olarak kullanılmalıdır. Fonksiyonel olarak önemli yaralanma riskinin daha yüksek olması nedeniyle sporcularda erken MRG düşünülmelidir.
Anahtar Kelimeler: Akut ayak bileği distorsiyonu, Anteriorofibular bağ, Osteokondral yaralanmalar, Manyetik rezonans görüntüleme, Ayak bileği kırıkları